"> gserdincgsUser-agent: * allow: / gserdincgs - Blogcu


glitter-graphics.com
[Sitene Ekle]
canlı tv

glitter-graphics.comROONEY KAFA OYUNU SPACE İLE KAFA ATIN OYUNUN SONUNDA SPACE İLE ZIPLAYINŞAMPİYONLAR LİGİ OYUNU x şut z pas oyuncuları ok tuşlarıyla yönlendirin.kupayı kapın user rating
SİTEDE NE VAR?SİTEYE GİRENLER BU YAZIYI OKUYUNUZ
6/9/2007

GSLİERDİNCGS.BLOGCU.COM SİTESİNDE NELER VAR?

1.TÜM DÜNYA LİGLERİ PUAN DURUMU

2.BİRAZDA GÜLELİM KISMI-ÇOK GÜLECEKSİNİZ

3.YENİ-GUİNNES REKORLARI-BAKMADAN GEÇMEYİN

4.CANLI TV

5.EFSANE FUTBOLCULAR

6.GALATASARAYIN EFSANE FUTBOLCULARI

7.GS TARİHİ VE TARİHİYLE İLGİLİ BİRÇOK ŞEY

8.FUTBOL OYUNLARI

9.GS HABERLERİ

10.HABERLER

11.MSN NİCKLERİ AVTARLARI

12.GALATASARAY MSN NİCKLERİ AVATARLARI

13.SİTE İÇİ CHAT

14.BASKETBOL,YÜZME,FUTBOL TARİHİ VS.

15.SİTEDE YAYINLAMAMI İSTEDİĞİNİZ BİRŞEY VARSA SAĞDAKİ KUTUYA YAZINIZ.

HEPSİ VE DAHA FAZLASI BU SİTEDE


-- Yazan: gslierdincgs | Yorum (yok) | Yorum yaz! | Bağlantı

user rating
galatasaray uefa serüveni
1/9/2007

galatasaray uefa serüveni

-- Yazan: gslierdincgs | Yorum (yok) | Yorum yaz! | Bağlantı

user rating
gs anlatımı mutlaka bakın
31/8/2007
Kategori: gs tarihi



































-- Yazan: gslierdincgs | Yorum (yok) | Yorum yaz! | Bağlantı

user rating
galatsaray uefa
31/8/2007
Kategori: gs tarihi

 



Türk Futbol Tarihinde bir kez daha bir ilki gerçekleştiren Galatasaray'ımız uzun bir maraton sonucunda 17 Mayıs 2000 tarihinde İngiliz temsilcisi Arsenal ile UEFA Kupasının Finalini oynamaya hak kazandı. Her iki takımda finale gelene kadar önemli rakipleri saf dışında bıraktılar.

GALATASARAY
1) Cladio Taffarel
3) Bülent Korkmaz
4) Gherorghe Popescu
6) Arif Erdem
7) Okan Buruk
8) Suat Kaya
9) Hakan Şükür
10) Gheorghe Hagi
14) Fatih Akyel
16) Ahmet Yıldırım
17) Emrah Eren
18) Mehmet Yozgatlı
21) Alper Tezcan
22) Ümit Davala
23) Hasan Şaş
25) Gürol Azer
30) Kerem İnan
33) Hakan Ünsal
35) Carlos de Oliveria Capone
36) Mandinga dos S. Marcio
67)Ergün Penbe

ARSENAL
1) David Seeman
2) Lee Dixon
3) Nigel Winterburn
4) Patrick Vieira
5) Martin Keown
6) Tony Adams
8) Fredrik Ljungberg
9) Davor Suker
10) Dennis Bergkamp
11) Marc Overmars
13) Alex Manninger
14) Thierry Henry
15) Ray Parlour
16) Silvinho
17) Emmanuel Petit
18) Gilles Grimandi
19) Stefan Malz
22) Oleg Luzhnyi
24) John Lukiç
25) Nwankwo Kanu
31) Paolo Vernazza
__________________________________________________ _


Futbolcularımız nasıl oynadılar :

TAFFAREL : Savunmasına güven verdi. Rakibe "Gol yemem" endişesini yaşattı. Overmars'ın alt köşeye giden topunu kornere çelerken ve Henry'nin kafa vuruşunu çıkarırken mükemmeldi. Gecenin kahramanıydı.
CAPONE : Yurttaşı Silvinho'nun bindirmelerinde zorlandı. Okan'ın kendisine yakın olamaması yüzünden yalnız kaldı. Ayrıca Overmars'ın ataklarına da göğüs germek zorunda kaldı.
POPESCU : Savunmasına derinlik kazandırdı ve tehlikeleri süpürerek ideal libero örneği verdi. Topları oyuna sokma yüzdesi de yüksekti. Usta, akılcı ve doyurucuydu. Penaltısı kupayı getirdi.
ERGÜN : Ofansa pek çıkmadı. Taktik gereği Henry ve Berkamp'a yakın oynadı. Hakan Ünsal'ın girmesinden sonra daha etkili oldu. Savunması kusursuzdu. Penaltıların açılışında da harikaydı.
OKAN : Ofans ile savunma arasında doğru pozisyon almada zamanlama sorunu yaşadı. Özveriyle mücadele etti. Yorgun düşünce maçı tamamlayamadı.
ÜMİT : Dixon'ın sertliklerinden asla yılmadı. Sarı kart görme pahasına Keown da bu futbolcuyu durduramadı. Arif'e verdiği gollük pas enfesti. Penaltısı da görkemliydi.
SUAT : Arkasındaki dörtlü savunma hattına soluk aldıracak bir ön libero görünümü verdi. Fizik yetersizliği kurallarını alt üst etti.
HAGİ : Oyuna çok iyi başlayamadı ama klasını konuşturmak için fazla da beklemedi. Enfes, bitirici ve rakibi kahredici hareketler yaptı. Ama kırmızı kart görerek kariyerini gölgeledi.
ARİF : İlk yarının bitimine doğru Ümit'in harika pasını, Adams'ın ofsaytı bozduğu pozisyonda yakaladı ama çok kötü bir vuruşla topu dışarı attı. Sürekli pozisyon aradı.
HAKAN ŞÜKÜR : Performansı üst düzeydeydi. Spektaküler hareketler yaptı. Ama ilk yarıda düşerken röveşata ile vurduğu top üstten dışarı çıkarken, ikinci yarıda bir şutu direkten dönerken çok şansızdı. Penaltı golü ise çok şıktı.
HAKAN ÜNSAL : Okan'ın yerine girdi ve takımına nefes aldırdı. Ergün'ün daha aktif olmasını sağladı.
HASAN ŞAŞ : Uzatmanın ilk yarısında oyuna girdi. Hareketli ve arzulu bir performans sergiledi.
AHMET : Oynadığı kısa süre içinde görevini eksiksiz yaptı. Takımının 10 kişi kalması yüzünden şanssızdı.


__________________________________________________ _
Gazetelerden bazı notlar...

500 milyon izleyici
G.SARAY - Arsenal UEFA Kupası finalini 185 ülkenin canlı yayınlayacağı, yaklaşık 500 milyon kişinin maçı izleyeceği belirtildi. Danimarka'nın yayın kuruluşu DR'nin yetkilileri, stadda 300 spor yazarı, 140 foto muhabiri, 25 televizyon yorumcusu, 12 radyo spikerinin görev yapacağını açıkladılar.


Türkiye'den 55 uçak
KARŞILAŞMA için Türkiye'den Danimarka'ya 55 uçak iniş yapacak. Dört uçağın dün gittiği belirtildi. Kopenhag'a bugün 20, yarın da 31 uçak iniş yapacak. Bu arada Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül, Kopenhag Brondby Belediye Başkanı Rasmussen'i ziyaret edecek ve kardeş belediye önerisi yapacak.


















-- Yazan: gslierdincgs | Yorum (yok) | Yorum yaz! | Bağlantı

user rating
GALATASARAY TARİHİ
30/8/2007
Kategori: gs tarihi

100 yıldan fazla tarihe sahip olan Galatasaray Spor Kulübünün kuruluşu Galatasaray lisesinin sınıflarında başlamıştır. Devlet adamı yetiştirmek amacı ile kurulan Galatasaray lisesi; II. Beyazıt tarafından 1482'de Galata Sarayı adıyla açılmıştır.1 Eylül 1868 de ise okul modern şeklini almıştır. Bu yıllardan sonra okulda spor alanında büyük çalışmalar başlamıştır. Monsieur Curel tarafından beden eğitimi dersleri belli bir program doğrultusunda ve yeni aletlerle yapılmaya başlanmış; bu da spor dalında ülkemizde bir devrim niteliği taşımıştır.

Bu büyük atılımlardan sonra Galatasaray lisesinde görev alan spor öğretmenleri jimnastik ve atletizm dışında Galatasaray'ın her zaman önde olduğu yüzme ve kürek gibi branşlar da eğitim vererek yine Türk Spor tarihinde bir ilke imza atmışlardır. Bu atılımlar çok geçmeden birçok spor dalında meyve vermeye başlamıştır.

Galatasaray lisesinde öğrencilerin futbolla tanışması ise Faik Üstünidman'ın büyük katkıları ile olmuştur. Galatasaray Lisesi'nin tören alanında oynanan ilk futbol tam bir kör dövüşü olsa da futbol sevgisi artık Galatasaraylı öğrencilerin kalbine işlemeye başlamıştır.

Ülkemizde ki ilk futbol takımları ise İngilizler tarafından kurulmuştur. 1901'de iki İngiliz James Lafontaine ve Horace Armitage; Rum ve İngiliz futbolculardan oluşan Kadıköy Futbol Külübünü kurmuşlardır. Daha sonra bazı sorunlardan dolayı takımda ki İngiliz futbolcular kendileri Moda futbol takımını kurmuşlardır. Daha sonra bu iki kulüp diğer futbol kulüpleri ile anlaşarak İstanbul Futbol Birliğini Kurmuşlar ve şuan Şükrü Saraçoğlu stadının bulunduğu yerde düzenli maçlar yapmaya başlamışlardır.

Türkiye deki ilk futbol takımlarının hep yabancılar tarafından kurmuş olması Galatasaray Liseli öğrencileri oldukça rahatsız etmiş ve kendi futbol takımlarını yani tamamen Türklerden kurulu bir takım kurmayı düşünmeye yöneltmiştir.

1905 sonbaharında Galatasaray Lisesinin 5. sınıfında Ali Sami Yen önderliğinde birkaç Galatasaray Liseli öğrenci bir futbol kulübü kurmaya karar vermesiyle ilk temeller atılmıştır. Ali Sami Yen önderliğinde birleşen Asım Tevfik Sonumut, Emin Bülend Serdaroğlu, Celal İbrahim, Bekir Sıtkı Bircan, Reşat Şirvanizade, Refik Cevdet Kalpakçıoğlu ve Abidin Daver Galatasaray'ın kurucuları olmuşlardır.

Galatasaray ismi ise ilk olarak futbol takımının ilk maçında Rum takımını 2-0 yendikten sonra taraftarların oyunculara "Galata Sarayı efendileri" olarak seslenmelerinden etkilenen kurucuların isim olarak "Galata Sarayı" benimsemesiyle oluşmuştur.

Galatasaray'ın kurucuları kuruluş amacı olarak ise Ali Sami Yen'in 50. yıl kitabında ki şu sözlerle belirlenmiştir: "İngilizler gibi toplu halde oynamak, bir renge ve isme sahip olmak. Türk olmayan takımları yenmek."

100 yıldan fazla bir tarihe sahip olan Galatasaray Futbol Kulübü ilk kurucularından itibaren hep Türk futbolunu Avrupalı rakiplerinden üstün bir konuma getirmeye amaçlamış ve bunu müzesinde ki sayısız yerel ve ulusal kupayla tescillemiştir.


-- Yazan: gslierdincgs | Yorum (1) | Yorum yaz! | Bağlantı

user rating
Pele, "Futbolun Kralı"
3/9/2006

Futbol sahasında kırılmadık rekor bırakmadı! Sadece O'nu izlemek için savaşa ara verildi. Hakem oyundan attığında olay çıkmaması için maça geri alındı. Yetenekleriye dünyayı fethetti. "Siyah İnci" Pele'nin çok özel hikayesi.

“Eğer mükemmel kelimesini kullanmak isterseniz, Pele neredeyse o kelimenin tam ortasındadır. O, futbol tarihinin gelmiş geçmiş en iyi oyuncusudur,” sözleri Batı Almanya’nın eski yıldızı ve futbol adamı Franz Beckenbauer’a ait.

“Efsaneler yalnız yürürler, ama başardıkları ile birer masal kahramanı olurlar ve yaptıklarıyla da kalbimize ulaşırlar,” sözleri Pele’yi anlatmaya çalışan Amerika Birleşik Devletleri eski Dışişleri Bakanı Henry Kissinger’a ait. Kissinger’ın sözü ise şu şekilde devam ediyor, “Futbolu sevenler için ise Edson Arantes do Nascimento ya da bilindiği adıyla Pele laflarımı tamamlayan bir kahramandır.”

“Pele.” Kısa bir isim ama çok uzun bir anlam içeren Edson Arantes do Nascimento’nun dünya üzerinde herkes tarafından bilinen adı. İsmin nereden geldiğini anlatan yüzlerce hikaye var ama hiçbiri bu fenomenliğin boyutunu izah etmeye yetmiyor.

Herşey Brezilya’nın ufak köylerinden birinde başladı, Dico takma adını taşıyan genç, en çok sevdiği şeyi yani futbolu, mahalledeki her çocuktan daha iyi oynarken! Bir gün diğer çolcuklar O’nu Pele diye çağırmaya başladılar. O bu “yeni” ve Portekizcede bir anlamı olmayan takma adın nereden geldiğini bilmiyordu ve beğenmedi de. Dico uzun süre diğer çolcuklarla bu konuda kavgalar etti ve bu takma adın kendisine yapılan bir hakaret olabileceğini düşündü ama “Pele” takma adı yapışmıştı bir kere.

Bir atlet olan Pele, Dünya’da da bir anda tanındı. 1958’de insanlar televizyondan yayınlanan ilk Dünya Kupası’nı izlerken, siyah beyaz ve çok da iyi göstermeyen ekranlarda 17 yaşındaki sıska çocuğun, birçok tecrübeli isim arasında yaptıklarına şahit olmaya başladılar. Pele çelimsiz yapısıyla herkesin etrafında dairiler çizerken, rakibi ters ayakta yere mıhlarken, birbirinden estetik çalımlarla ilerlerken görüntülendi sayısız defa. O Dünya Kupası’nın sonunda da Pele adı bir anda bütün Dünya’ya mıhlandı!

1960 ve 70’lerde, Pele kulübü Santos ve Brezilya Milli Takımı’yla Dünya’yı dolaştı. 22 yıllık futbol kariyerinde 1.281 gol kaydetti. Pele adı öyle bir hal aldı ki dönemin insanları görmeden de hakkında söylenen herşeye inanmaya başladı. O’nun fanatikleri O nereye giderse O’nunla seyehat etti. O dönemde Pele’nin yarattığı etki ancak Muhammad Ali’de görülebiliyordu!

- Nijerya’da sadece O’nun futbolunu izleyebilmek için Biafra ile yapılan savaşta iki günlük ateşkes ilan edildi.
- İran Şahı sadece 2 dakika konuşabilmek için üç saat Pele’yi havaalanında bekledi.
- 1970’lerde yapılan bir ankette Pele’nin adı Avrupa’nın en çok tanın markaları listesinde sadece Coca Cola’nın arkasında kalarak ikinci sırada yer aldı.


Pele’nin yetenekleri ve golleri O’nun sahadaki ateşi oldu. Pele 19 Kasım 1969’da 1.000. kez rakip fileleri havalandırırken Brezilya’nın tamamında kutlamalar yapıldı. Ama O bile ertesi gün manşetleri paylaşmak zorunda kaldı, çünkü ne de olsa Amerikalıkların Conrad ve Bean’i Aya adım atmıştı.

Edson Arantes do Nascimento 23 Ekim 1940’da Dondinho ve Dona Celeste’nin çocukları olarak, oldukça fakir bir bölge olan Tres Coracoes kasabasında Brezilya’nın güneydoğusundaki Minas Gerais eyaletinde doğdu. Pele’nin babası yerel ama profesyonel bir futbolcuydu. Ayrıca bir maçta kafasıyla 5 gol attığı da kayıtlarda yer alan bir yetenekti.

Pele ise iyi bir futbolcu olduğunu Bauru Athletic Club’da göstermeye başladı. Yetenekleri Dünya Kupası’nda oynamış olan eski yıldızlardan Valdemar de Brito tarafından farkına varıldı. O da bu genci Santos’a götürdü. O dönemde Brezilya’nın orta sınıf takımlarından olan Santos, Pele’li kadrosuyla Brezilya devlerinden biri olmanın neye benzediğini öğrenmeye başladı. Pele Santos’taki ilk tam sezonunda gol kralı olurken rakiplere 32 gol kaydetti. Kısa süre sonra da bu genç adam henüz 17 yaşındayken 1958 Dünya Kupası için Brezilya Milli Takımı’nın kadrosuna alındı.

Pele İsveç’teki turnuvada ilk iki maçı dizindeki sakatlık sebebiyle kaçırdı. Ama kaybettiği zamanı çeyrek finalde maçı kazandıran golü kaydederek telafi etti ve yarı finalde de hat-trick yaptı. Finalde de iki gol kaydeden Pele bir anda kendisini takım arkadaşlarının omuzlarında bulurken, ülkesinin kazandığı ilk Jules Rimet Kupası’nı havaya kaldırdı.

Brezilyalı yazar Nelson Rodrigues Pele için “Kral” dedi. Gazeteci Joao Luiz de Albuquerque Pele gerçeğini anlatırken, “O tünelin ucundaki ışıktı. Bütün fakirler, “Hey bu adam yaptı, başardı, ben de başarabilirim” dedi. O Brezilya’nın tamamını arkasında sürüklemeyi başardı” ifadelerini kullandı.

Futbol Kralı’na Avrupa’dan gelen her teklif yeni bir rekordu. Özellikle İtalyan devi Inter’in o dönem kimsenin cesaret dahi edemediği milyonlarca doları Pele için hazırladığını açıklaması, herkesi “Pele gidecek” diye korkutuyordu. Ama Pele kaldı ve Brezilya Başkanı Janio Quadros da Pele’yi “Ulusal Hazine” olarak ilan etti.

Yeniden yapılanan Santos da Pele ve diğer yeni oyuncuları sayesinde hızla yükselişe geçerken, uluslararası arenada “Futbolun Harlemi” takma adıyla anılmaya başladı. Santos’da yapılan ödemelerin yarısı Pele’ye giderken O da Dünya’nın En Çok Kazanan futbolcusu oldu. O dönemde Pele’nin futboldan kazandığı yıllık geliri 150.000 doları geçiyordu.

1960’larda Santos ile harikalar yaratan Pele, 1962 ve 66 Dünya Kupaları’nda zor anlar yaşadı. 62’de sakatlıklarla boğuşan Pele Meksika’yı 2-0 yendikleri maçta golünü kaydetti ve bir de assit yaptı ama Çekoslovakya maçında uzun mesafeden şut çekerken sakatlandı ve turnuvayı da o şekilde tamamladı. Pele’nin yedeği olarak Amarildo takımda kendine yer bulurken Amrildo ve Garrincha’nın performansları ile Brezilya ikinci kez Dünya Kupası’nın kazanmayı başardı.

Pele 1966 Dünya Kupası’nda yeninden sahne aldı ama Brezilya’nın peşe peşe üçüncü Dünya Kupası’nı kazanarak beklenmeyeni yapma hayalleri Pele’nin sakatlığına takıldı ve Portekiz maçında aldığı darebelerin ardından turnuvayı yarım bırakmak zorunda kaldı. Pele ülkesinin 3. Dünya Kupası’nı kazanmasını o sene sağlayamadı ama 3 Dünya Kupası’nda da gol kaydeden ilk isim oldu. Brezilya o sene 3 maçından 2’sini kaybederek halay kırıklığı yaşadı.

Meksika’daki 1970 Dünya Kupası ise Pele ve Brezilya için farklı bir hikaye oldu. Pele’nin yetenekleri zaman zaman sorgulanırken, Pele, “Bir Dünya Kupası’nda da tekme yemeden devam edebilmek istiyorum. O zaman beni sorgulayabilirsiniz” açıklamasını yaptı.

Pele o turnuvada da tekmeler almaya devam etti ama “Futbolun Kralı” 3 haftalık turnuvada, 4 gol kaydetti ve 6 da asist yaptı. Brezilya final maçında İtalya’yı 4-1 yenerken Pele’nin kaydettiği ilk gol ülkesinin Dünya Kupası’ndaki 100. golü oldu.

Bir süre sonra final maçında Pele’yi savunan Tarcisio Burgnich bir açıklama yaptı, “Maçtan önce kendime şunu dedim, “O da bizler gibi etten ve kemikten biri” ama yanılmışım.”

Pele üç Dünya Kupası kazanan ilk isim olurken, Brezilya da Jules Rimet Kupası’nın tamamıyle sahibi olmayı başardı.

1974’te “Siyah İnci” lakaplı futbolcu Santos ile son maçına çıktı. Futbolu bırakmayı planlayan Pele yaptığı kötü bir iş anlaşmasından dolayı 1 milyon dolarlık bir borca girdi ve bir süre daha sahada kalmaya karar verdi. Avrupa’nın devleri yine atağa geçtiler ama o Kuzey Amerika Ligi’ni tercih etti ve Amerika’ya futbolu sevdirmek adına New York Cosmos’a transfer oldu.

“Pele’nin, Kral’ın Kuzey Amerika’da sadece 1.500 kişiye top oynayan ufak bir takıma gelmesini düşünmek sadece bir hayaldi,” diyen Cosmos Müdürü Clive Toye, Pele’nin neden Cosmos’u tercih ettiğini açıklamasının sonuna sakladı, “O’na İspanya’ya gitme, İtalya’ya gitme, oralarda sadece şampiyonluk kupası kazanırsın ama buraya gelirsen bir ülkeyi kazanırsın.”

1975’te Pele 3 yıllığına 2.8 milyon dolarlık bir anlaşma ile Cosmos’a transfer oldu. O’nun bu lige gelmesiyle taraftar sayısında 75 ile 77 yılları arasında yaklaşık %80’lik bir artış oldu. 1975 (7,597) - 1977 (13,584).

1977’de Cosmos’u lig şampiyonluğuna taşıyan Pele son maçını da o sene bir ülkeyi kazanmış olmanın verdiği gururla oynadı.

“Dev” Giants Stadyumu’ndaki kasvetli günde, Pele bir 45 dakikayı Cosmos ile diğer 45 dakikayı da Santos formasıyla tamamladı ve son golünü de kaydetti. Brezilya gazetelerinden birinde çıkan manşet, atmosferi açıklamak için fazlasıyla yeterliydi, “Gökyüzü dahi dayanamdı ve ağladı.”

Pele profesyonel futboldan emekli olduktan sonra atlet olduğu zamanki enerjisini bu sefer de futbol elçisi olarak kullanmaya başladı. Yayınlara katıldı, köşe yazıları yazdı, Coca Cola, Master Card ve Viagra’nın projelerinde yer aldı. Hatta 1994’de Brezilya’nın Spor Bakanı olarak politikaya dahi karıştı.

Pele futbolu bırakalı 30 yıl oldu ama O hala bir ülkeye gittiğinde caddeler tıkanıyor ve sokaklar “Kral” için yeterli olmuyor, ya da katıldığı bir yayın istisnasız bir şekilde rayting rekorlarını krıyor.

Bir gazeteci bir gün Pele’ye sordu, “Tanrı mı daha çok tanınıyor?” Pele kısa bir cevap verdi, “Dünya’nın bazı bölgelerinde Tanrı bilinmiyor.”

Pele ile ilgili Kısa ve Öz
- Pele 1956’da 15 yaşındayken ilk kontratını Santos ile imzaladı. Aylık 10 dolara...
- Pele ilk kazandığı parayla annesine gazla çalışan bir fırın aldı, annesi Pele’ye çok teşekkür etti ama herkese bu fırını kullanamadıklarını bir sır olarak saklamalarını söyledi. Çünkü bulundukları bölgeye gaz hizmeti çok sonraları gelecekti.
- 1959’da Pele kendi rekorunu kırarak bir sezonda 129 gol kaydetti.
- 5 Mart 1961’de Pele “Gollerin Golü’nü” kaydetti, topu kendi ceza sahasında alan “Siyan İnci” bütün Fluminense takımını tek tek çalımladı ve hiç pas vermeden girdiği Flumimnense ceza sahasında golünü de kaydetti. Bu golün ardından yapılan özel plaket Pele’yi onurlandırmak amacıyla Rio de Janeiro’daki tarihi Maracana Stadyumu’nun girişine asıldı.
- Pele, Santos’u iki kez 1962 ve 63’te FIFA Kıtalararası Kulüpler Şampiyonası’na taşıdı. 1962’deki finalde Portekiz ekibi Benfica’yı 5-2 yenen Santos’ta Pele hat-trick yaptı.
- 1969’da Kolombiya’da yapılan maçta Pele hakemle girdiği tartışmanın ardından oyundan atıldı. Ancak Pele oyuna hemen geri alındı çünkü polis olayların çıkmasından korkmuştu.
- Pele 6 kez bir maçta 5’er gol kaytdetti. 30 maçta da 4’er gol kaydeden “Siyah İnci” tam 92 maçta da hat-trick yaptı.
- 1994-98 yıllarında Brezilya Spor Bakanlığı’ni üstlenen Pele, Pele Kuralı’nı hayata geçirmeye çalıştı ve Brezilyalı oyuncuların haklarını koruyan bu yasa 2001’de yürürlüğe girdi.
- Amatör bir müsizyen olan Pele, gitar çalıyor ve kendi yaptığı müzikleri kaydediyor.
- 1999’da Uluslararası Olimpiyat Komitesi, hiçbir Olimpiyat’ta yer almamış olmasına rağmen Pele’yi “Yüzyılın Atleti” seçti.
- Fransa’nın ünlü spor dergidi L'Equipe de Pele’yi “Yüzyılın Sporadamı” seçti.
- 1966’da Pele, Rose Cholby ile evlendi, ikili 1978’de boşandı, üç çocukları bulunuyor.
- Pele'nin çocuklarından Edinho babasının ayak izlerini takip etti ve Santos’da profesyonel olarak futbol oynadı ama tek bir farkla, Edinho kaleciydi.
- Pele 1994’te yeniden evlendi ve eşi Assiria Seixas Lemeos ile birlikte Joshua adından erkek ve Celeste adında kız ikizleri oldu.
- Pele’nin evlilik dışında da iki kızı bulunuyor.


-- Yazan: gslierdincgs | Yorum (yok) | Yorum yaz! | Bağlantı

user rating
ronaldinho
3/9/2006

İsmi: Ronaldo de Assis Moreira
Doğum Tarihi: 21/03/1980
Milliyeti: Brazilian

Doğum yeri: Porto Alegre
Milliyeti: Brazilian
Boy; 180cm
Kilo;: 80kg
Mevkisi: Forward
Sırt Numarası: 10
 
 
21 Mart 1980 tarihinde Brezilya'nın Porto Alegre şehrinde çok fakir bir ailenin çocuğu olarak doğmuştur. Aile geçimini Ronaldinho'nun ağabeyi Assis'in futboldan kazadıklarıyla sağlamaktaydı. Ülkenin yarısından fazlasının fakirlik çektiği Brezilya'da hemen hemen her çocuğun kurtuluş yolu olarak görülen futbol Ronaldinho için de bir hedefti. İlk idolü ve hocası da Asssis oldu.
 
Kulüp Kariyeri
Adını ilk olarak Mısır'da yapılan 17 yaş-altı Dünya Kupası'nda gol kralı olarak duyuran Ronaldinho, ilk profesyonel anlaşmasını 1998 yılında Gremio Kulübüyle yaptı. 2001 yılına dek oynadığı bu kulüpten ayrılıp Paris-Saint Germain'e 5 yıllık imza attığında, iki takım arasında bonservis bedeli konusunda anlaşmazlık çıktı. Bu anlaşmazlığın hukuki alana taşınması sonucu Ronaldinho 6 ay futboldan uzak kaldı. Sonunda 4,5 milyon dolarlık bonservis bedeli tespit edildi ve Ronaldinho tekrar futbola döndü. PSG'deki ilk yılı pek de parlak değildir. Özellikle Ronaldinho'nun Paris gecelerine düşkünlüğü yüzünden teknik direktörü ile yıldızı barışmadı. Fakat 2002 yılındaki başarılarıyla daha büyük bir takıma gitmek istediğini açık açık söyledi. Fakat sözleşmesi yüzünden takımında kalmak zorunda kaldı. Fakat PSG, 2003 yılında Avrupa Kupaları'na katılma hakkı kazanamayınca Ronaldinho'yu satış listesine koymak zorunda kaldı. Alıcı adayları listesinin an başında David Beckam'ı Real Madrid'e kaptıran Manchester United vardı. Hatta Ronaldinho neredeyse Manchester'lı kabul ediliyordu. Fakat elini çabuk tutan FC Barcelona 19 Temmuz 2003 tarihinde, 27 Milyon Euro bonservis bedeliyle transferi bitirdi. FC Barcelona'daki ilk maçına 27 Temmuz 2003 tarihinde çıkmış, çok istediği İspanya Lig Şampiyonluğunu ise 2004-2005 sezonunda ulaşabilmiştir. Şu an en büyük hedefi Şampiyonlar Ligi'ni kazanmak olduğunu söyleyen Ronaldinho halen FC Barcelona'nın en büyük hücum gücüdür.

Milli Takım Kariyeri

1999 yılı, bu güne kadar 42 kez milli formayı giyen Ronaldinho'nun, milli takım kariyerinin başladığı yıl oldu. Amerika Kupası için milli takıma çağrıldı ve 26 Haziran 1999 tarihinde ilk defa milli formayı giydi. Bu turnuvada Paraguay'a attığı gol, millli takım adına attığı ilk gol olarak kayıtlara geçti. 2001-2002 yılında futboldan uzak kaldığı 6 ay yüzünden 2002 Dünya Kupası için Brezilya Milli Takım'ına alınmayacağı düşünülüyordu. Fakat dönemin teknik direktörü Felipe Scolari beklentileri boşa çıkardı. Ronaldinho oynadığı futbol ve attığı iki gol ile Scolari'nin ne kadar doğru yaptığını göstermiş oldu. Özellikle 30-35 metreden İngiltere attığı gol jeneriklikti. Zaten Dünya Kupasını da kazanan Brezilya oldu.


Öznitelikleri

Dünyada yükselen pres, fizik-kondisyon ve oyun bozmaya dayalı, savunma ağırlıklı futbol anlayışına karşı sürat, teknik, yaratıcılık ve oyun kurmaya dayalı estetik futbol anlayışının en büyük temsilcisi olan Ronadinho'nun en büyük futbol yeteneği hiç kuşkusuz topa olan hakimiyeti. Kısa vuruşlarla top sürme, kısa alanda çalım, bacak arası gibi bilinen her türlü adam adama hücum varyasyonlarında üstün bir yeteneğe sahip olamasının yanında kendine has yan çalımlarında top, ayağına yapışıkmış görüntüsü verir. Bu top hakimiyeti, sürati ve vücut çalımı ile birleşince neredeyse tutulmaz bir oyuncudur. 2 Aralık 2004 tarihinde Şampiyonlar Ligi grup maçlarının dördüncüsünde, AC Milan'a karşı maçın sonlarına doğru, bütün bir takıma vücut çalımı atarak kaydettiği gol yeteneklerinin özeti gibidir. Sürati dolayısıyla açık alanda da çok tehlikelidir. Ayrıca serbest vuruştan veya oyun içinde mesafe ne olursa olsun gol atabilir.


Ağırlıklı olarak sağ ayağını kullanır. Gerek maç esnasında, gerek serbest vuruşlarda mesafa tanımaksızın kaleyi bulabilir. Ama gol atmaktan kadar attırmayı da sever. Verdiği uzun mesafeli paslar da çok başarılıdır. Hem süratli hem de çabuk olma vasfına sahip ender oyunculardandır. Bu yüzden hem açık alanda hem de dar alanda çok tehlikelidir.


Her ne kadar oyun kurucu vasıfları olsa da Ronaldinho klasik anlamda bir oyun kurucu değildir. Daha çok hücum hattı ile orta sahanın arasında serbest adam veya ileriye dönük orta saha oyuncusu olarak sol iç koridorda oynar. Oyun kurgusunu değiştirme, gerekirse oyunu yavaşlatma gibi kabiliyetleri olması gereken oyun kurucu gibi takım sisteminin gerçek ağırlık merkezi değildir. Fakat sahip olduğu hücum gücü, ağırlık merkezinin ona kaymasını sağlar.


Maradona, Pele gibi gösteri özellikli kaliteli futbolcuların günümüz temsilcisidir. Çalım yeteneğini geliştiren ve yeni çalım stilleri bulan/uygulayan bir futbolcu olarak -yaşı da dikkate alınırsa- futbol tarihine geçeceği kesin gibidir. Ayrıca diğer teknik futbolculardan farklı olarak savaşçı ve mücadeleci yapısı farklılığını belirginleştirmektedir.
Başarıları
Kulüp
2004-2005 İspanya Lig Şampiyonluğu
Milli

2002 Dünya Kupası Şampiyonluğu
1999 Amerika Kupası Şampiyonluğu
1997 17 yaş-altı Dünya Şampiyonluğu
Bireysel

2004 FIFA Dünyada Yılın Futbolcusu Ödülü

1997 17 yaş-altı Dünya Şampiyonası Gol Krallığı

-- Yazan: gslierdincgs | Yorum (yok) | Yorum yaz! | Bağlantı

user rating
ALİ SAMİ YEN (1886-1951)
3/9/2006

Sonradan Yen soyadını alan Ali Sami bey, 20 Mayıs 1886'da İstanbul`un Kandilli semtinde doğdu.Babası, ünlü edebiyatçılarımızdan Şemsettin Sami' ydi. Galatasaray Lisesinde okudu ve futbol oynadı. 1905 yılında Galatasaray Lisesi'nden arkadaşlarıyla birlikte Galatasaray Kulübünü kurma kararını aldı ve Kulübün bir numaralı kurucu üyesi oldu. Ali Sami Yen ayrıca Türk futbolunun önde gelen örgütleyicilerinden de biri oldu. Yen 1923 yılında kurulan Türkiye idman cemiyetleri İttifakı'nın kurucuları arasında yer aldı ve başkanlığını yaptı. 1924 Paris olimpiyatlarına katılan Türk kafilesinin başkanlığını yaptı. 1926-1931 yılları arasında Türkiye Milli Olimpiyat komitesinin başkanlığı görevini yürüttü. Galatasaray'da 1905-1918 arasında 13 yıl, 1925'te 1 yıl olmak üzere iki dönemde 14 yıl başkan olarak hizmet verdi.Ali Sami Yen' in Sarı Kırmızılı kulübe önemli bir katkısı da Galatasaray Müzesinin kurulması oldu. 1905 yılında yönettiği Moda-Kadıköy karşılaşması nedeniyle, Ali Sami Yen' in ilk Türk hakem olabileceği de çeşitli kaynaklarda yazılıdır. Mili Takımın Romanya ile yaptığı ilk maçta, teknik adam olarak takımın başında o vardı. Bu görevi de bir süre yürütmüş, yani Türk Milli Takımın ilk teknik direktörü olmuştur. Galatasaray Spor Kulübü'nün kurucusu Ali Sami Yen'nin adı bugün takımın her maçını oynadığı stada verilerek ölümsüzleştirildi. Ali Sami Yen 1951 yılında vefat etti ve Feriköy mezarlığında toprağa verildi.

Ali Sami Yen, sadece Galatasaray' ın değil Türk sporunun en seçkin kişiliklerinden biriydi. Onun açtığı yoldan pek çok sporcu, teknik adam ve yönetici yetişti. Bunlar sadece Galatasaray' a değil Türk sporuna da büyük hizmetler verdiler. Atletizm, basketbol, voleybol gibi öteki spor dallarında da Galatasaray' lılar sadece öncü olmakla kalmadılar, sporcu, teknik adam ve yönetici olarak da bu sporların ülkemizdeki gelişiminde çok önemli roller oynadılar. Kısacası, Ali Sami Yen sadece Galatasaray kurucusu olarak kalmadı, Türk sporunun da pek çok kuruluşunun temelinin atılmasını ve yükselmesini sağladı. Böylece Galatasaray' lıların çok önemli bir özelliklerini de en çarpıcı biçimde ortaya koymuş oldu. Bu gelenek hep devam etti. Galatasaraylılar her zaman ülke sporuna çok önemli hizmetlerde ve katkılarda bulundular.


-- Yazan: gslierdincgs | Yorum (yok) | Yorum yaz! | Bağlantı

user rating
METİN OKTAY (1936-1991)
3/9/2006

 Türkiye'nin en büyük golcülerinden biri olarak kabul edilen Metin Oktay 1936 yılında İzmir'de doğdu. 1954 yılında Yün Mensucat takımından İzmirspor'a transfer olan Metin Oktay aynı sezon 17 gole imza atarak 2.Lig'de gol krallığını ilan etti.Böylece Metin Oktay'ın gol krallığı dönemi başlamış oldu. 1955 yılında Gündüz Kılıç, Metin Oktay'ı 5 yıllık sözleşme karşılığında Chevrolet marka bir otomobil vererek sarı kırmızılı renklere bağladı.Galatasaray'da oynamaya başladığında henüz 19 yaşındaydı. Fakat genç yaşına rağmen Galatasaray camiasına çabuk ısındı ve daha ilk sezonunda 19 gol atarak gol kralı oldu.

Aynı sezon Galatasaray da İstanbul Ligi'nde şampiyon oldu. Yalnız 1961-62 sezonunu İtalya'nın Palermo takımında geçiren Metin Oktay 1969 yılına kadar Galatasaray forması giydi. Futbol hayatı boyunca 6 kez gol kralı oldu ve 217 gollük bir rekora imza attı. Bu rekor 1988 yılında Tanju Çolak tarafından kırıldı. Taçsız Kral olarak anılan Metin Oktay derbi maçlarının büyük golcüsüydü. Ağları delip geçen meşhur golüyle birlikte Fenerbahçe'ye tam 18 gol atan Metin Oktay, Beşiktaş'a da 13 gol attı.

36 kez A Milli Takım'da oynayan Metin Oktay bu formayla da 19 gol attı. Hayranlarınca daha çok 'Kral' olarak bilinen efsanevi oyuncu Metin Oktay, Türk futbol tarihindeki her rekoru kırdı: En çok gol atan oyuncu (632), birkaç sezon aralıksız en çok gol atan oyuncu (11), tek sezonda en çok gol atan oyuncu (38), uluslararası bir müsabakada en çok gol atan Türk oyuncusu (19).

Taçsız kral 1969 sezonunda futbola veda etti. 1991 yılında vefat eden Metin Oktay Galatasaray Spor Kulübü'nün efsaneleşmiş golcülerinden biridir.


-- Yazan: gslierdincgs | Yorum (yok) | Yorum yaz! | Bağlantı

user rating
GHEORGHE HAGİ (1965- )
3/9/2006

GHEORGHE HAGİ (1965- )

1965'te Köstence'de doğan Gheorghe Hagi, futbola 1979-80 sezonunda Farul Köstence takımında başladı.

1983-84 sezonunda Spartul'a transfer olan Gheorghe Hagi 1985 yılında Romanya'nın en iyi oyuncusu olarak seçildi. Daha sonra Steaua'ya geçen Hagi bu takımla 3 lig şampiyonluğu bir de Avrupa Süper Kupası'nı kazandı.

1990 Dünya Kupası'nda sergilediği futbol ile dikkatleri üzerine çeken Gheorghe Hagi, Real Madrid'e transfer oldu. Bu forma altında 64 lig maçına çıkan Gheorghe Hagi 1992 yılında İtalya'nın Brescia takımına geçti.

1994 Dünya Kupası'nda yine nefis bir performans sergileyen Gheorghe Hagi İspanya'ya geri dönerek Barcelona'da forma giymeye başladı.

Geroge Hagi 1996 yılında Galatasaray'a katıldığında futbol otoritelerinin olduğu gibi hayranlarının da kafalarında çok sayıda soru işareti vardı.

Gheorghe Hagi kendisini eleştirenlere karşın, ilk üç maçındaki galibiyet golleriyle Galatasaray'da etkisini kısa süre içinde gösterdi. Metin Oktay, Turgay Şeren veya Fatih Terim gibi kült oyuncuların ölesiye özlemini çeken taraftar Gheorghe Hagi'yi bağrına bastı. Çok geçmeden Ali Sami Yen'in yanısıra dört bir yandaki stadyumlar 'I Love You Hagi' şarkıları ve sloganlarıyla yankılanmaya başladı. 4 Lig Şampiyonluğu, UEFA Kupası ve Süper Kupa'nın kazanılmasında büyük rol oynadı. Futbola veda ettikten sonra Romanya Milli Takımı'nın başına geçen Hagi takım finale çıkamayınca görevinden ayrıldı. 2003-2004 sezonunda Bursaspor ile anlaşan Gheorghe Hagi, 12. hafta sonunda yeşil-beyazlı kulüpten istifa etti. Aynı sezonun sonunda Fatih Terim'in Galatasaray'dan ayrılmasıyla 27. Hafta'da Galatasaray'ın yeni teknik direktörü olan Hagi, Galatasaray'ı 2004-2005 sezonu boyunca çalıştırdı. Bu süreçte Fenerbahçe’yi tarihi farkla yenerek 5-1 kazanılan final maçının sonucunda Galatasaray’a 14. Türkiye Kupası’nı kazandıran kadronun da başındaydı.

Çoğu insan onu 'Türkiye'de oynayan gelmiş geçmiş en iyi yabancı oyuncu' diye tarif ediyordu. Nefes kesen serbest vuruşları, zarif çalımları, öldüren sol ayağı, dayanıklı mizacı ve kişiliği dünyanın her yanındaki Galatasaray hayranlarının aklında ve gönlündekini yerini hala koruyor. Bugün 10 numaralı forması Galatasaray Müzesi'nin duvarlarında asılı duran iki formadan biri; öteki de Metin Oktay'a ait.




-- Yazan: gslierdincgs | Yorum (yok) | Yorum yaz! | Bağlantı


glitter-graphics.com
Get your own Chat Box! Go Large!
Toplist Genç Toplist | Pr:4 Toplist | Site Ekle |  Toplist | Link Ekle | Hit Kazandıran ToplistWebmasteraraclari.com Toplist

<- :: Sonraki Sayfa ->




.::. Hakkımda .::.